Çok değil bundan birkaç yıl önce (daha doğrusu 90'ların ortalarından önce), PClerimiz ancak mağara adamlarının çizdiklerine eşdeğer grafikler hesaplayabiliyordu. Ama gitgide daha hızlı işlemcilerin çıkmasıyla herşey değişti: birden insanlar bilgisayarda 3D oyun oynamanın ve 3D programları çalıştırmanın ne kadar keyifli olabileceğinin farkına vardılar. Bu sayede ortaya Doom adlı o oyun çıktı. Bu oyun şimdiki çoğu oyun gibi 2D bir ekran kullanarak sizi kandırıp 3D bir ortamda olduğunuza inandırıyordu. Ama bir sorun vardı: bu 3D dünyada ya renkler istenildiği gibi değildi, ya da detay çok azdı. Detay artıp renkler düzeldikçe oyun yavaşlıyordu. Bu durumda donanım ve yazılım üreticileri bir çare aramaya başladılar. Intel daha hızlı ve daha iyi Pentium işlemcisini çıkarttı. Bu işlemcinin FPU performansı bu programları güzel çalıştırmak için yeterliydi. Pentium 133'ler ve Windows 95 gitgide yaygınlaştı. Ama insanlara bu grafikler de yetmiyordu. Onlar, sinemadakine benzer grafikler görmek istiyorlardı. Sonunda ortaya bir fikir atıldı: sadece 3D işlemleri yapabilecek ekstra bir işlemciyi PCye entegre etmek. Bu durumda işlemci sadece şekilleri çizmekle ilgilenecekti, onları 3D kart boyayacaktı. İlk standart olarak profesyonel sistemlerde oldukça yaygın olarak OpenGL kullanılmaya başlandı. Ama adı üstünde profesyonel sistem, pahalıydı. Bir sürü kart çıktı, ama bir türlü yaygınlaşamadı. Sonra 3dfx diye bir firma işin içine girdi. Bu kartlar, oyun tarafından destekleniyorsa, o güne kadar çoğu bilgisayar ekranında görülmemiş güzellikte grafikler yaratıyordu. Ve de fiyatı da uygundu, yayılmayı da çabucak başardı. Ardından ATI, nVidia, vb.'nin atakları geldi. Sonunda bu güne geldik, artık bu işle normalde alakası olsun olmasın bu işe giriyordu her bilgisayar firması iki kuruş fazladan kazanmak için.

Bu kartar nasıl çalışırlar? Mucize değil: Biliyorsunuz, ekranınızda 3D oyun oynarken gördüğünüz şekiller bir iskeletin üzerinin resimlerle "boyanmış" halidir. Normalde, yani 3D kartlar bu kadar yaygın değilken, bütün işleri, hem iskeleti yaratmayı hem de boyamayı işlemci yapıyordu. Şimdiki yöntem ise daha değişik: işlemci iskeleti hesaplar ve 3D karta yollar. Sonra da der ki: "iskeletin şurasını şu resimle boya, şurasını sununla, vb.". Bu sayede işlemci sadece iskelet çizmeyle uğraşır. Bu da, iskelet çizmek + onu boyamaktan daha kolaydır. Bu sayede de oyunlar bu kadar detaylı grafikleri bu kadar yüksek bir hızda size sunabilmektedir. Ama bu baştaki fikir gitgide modifiye edilmiştir, yeni standarta göre işlemci sadece birkaç noktanın yerini hesaplar, grafik kartı ise noktaları birleştirip iskeleti ortaya çıkarmak ve onu boyamaklla ilgilenir. Yani, işlemciyi bir müşteri, 3D kartını da bir mimar ve bir inşaat mühendisi, aynı zamanda da bir boyacıya benzetebiliriz. 3D kartları sadece ve sadece bu işle uğraşmak için yaratıldıklarından bu işi büyük bir ustalıkla yapabiliyorlar. Ve tabii ki büyük bir hızla. Oysa işlemci, her şeyi yapabilmek için tasarlandığından, bu konuda 3D kartı kadar usta değildi. Tabii ki her iş için ayrı bir işlemci alıp gerçekten yüksek bir hızla çalışmak mümkün, ama buna gerek var mı? Unutmayın, işin bir de para yönü var! Şu anda bir tek 3D için ayrı bir kart gerekiyor, o yüzden bu kartarı kullanıyoruz, ve o yüzden bu kartar bu kadar yaygın.

Bir de kartların programla haberleşebilmesi gerekir. Yani program, kartı nasıl kullanabileceğini bilmelidir, yoksa kart bir işe yaramaz. Bunun iki yolu var: ya programı her kart için baştan yazarsınız, ki bu zordur, bir de bu yöntemi kullanırsanız her yeni kart için programı baştan yazmanız gerekir. İkinci yol ise programın başka bir programa isteğini yaptırtmasıdır. Her durumda sonuç aynı olur, ama ikinci yol programcıyı daha az uğraştırır. İşte biz bu ara-programa API diyoruz. Bu programların en yaygınları OpenGL, DirectX ve 3dfx'in Glide'idir (3 tane var da, Direct3D *açık farkla* en popüler olanı). Bir oyun veya program ne kadar API desteklerse o kadar iyidir, ayrıca bu yöntemin bir avantajı daha var: artık programcılar kart için program yazmıyor, kart üreticileri API'ye uyacak şekilde kart üretiyorlar. Bu kullanıcı ve programcı için de çok ama çok daha iyi ve pratiktir. Problem ihtimali de düşer. Basitmiş, değil mi?

Evet, işte sonuna geldik... O kadar da karmaşık değilmiş, di mi? Ama tabii bu kadarı size yetmediyse ve hala merak ettiğiniz konular varsa, bana ulaşın!